Fıkra bu ya. Bir Karadeniz’li ile Ege’li seyehat ediyorlarmış. Demişlerki ikimiz yürüyerek yorulmayalım.Birbirimizin sırtına binelim. Bir türkü boyunca taşıyalım . Önce Ege’li binmiş Karadeniz’linin sırtına. Tutturmuş bir ege türküsü. Türkü bitmiş inmiş Karadeniz’linin sırtından. Sıra Karadeniz’liye gelmiş. Binmiş Ege’linin sırtına. Başlamış türküsünü söylemeye. Riv, riv de riv, riv….Git git türkü bitmek bilmemiş. Karadeniz’lide Ege’linin sırtından inmemiş.
Milleti millet yapan değerler vardır. Bunların en önemlisi ortak geçmiş ve ortak gelecektir.Aynı kadere razı olmuşsanız millet olmuşsunuz demektir. Bunun da temelini inanç birliği oluşturur.
Son zamanlarda ülkemizde “demokratik açılım”adı verilen ve herkesçe ‘belli bir etnik guruba pozitif ayırımcılık’ gibi algılanan bir durum var ortada. Bireylerin yapmış olduğu hataları telafi etmek, düzeltmek yerine sanki devletin ırk meselesi varmış gibi ortaya koyularak ileride ne olacağı belli olmayan bir yola sokulmak istenmektedir.
Bu durum bize yakın tarihte yaşanan bazı olayları hatırlatmaktadır.Osmanlı Devleti’nde dünyaya hakim olduğu güçlü olduğu bir dönemde pek sıkıntı çıkmazdı. Ne zamanki zayıflamaya başladı sıkıntılar bir bir ortaya çıkmaya başladı. Sırp ve Yunan ayaklanmaları bunlardan sadece ikisi. Dönemin “büyük devlet” diye adlandırılan devletlerin de kışkırtması sonucu önce ayrıcalıklar ve daha sonrada bağımsızlığa kadar giden bir süreç. Osmanlı’nın “teb’a-i sadıka” diye taltif ettiği Ermenileri bile ayaklandıran,1.Dünya Savaşı’nda bir kısım Arapları vaatlerle kandırarak Osmanlı’ya karşı savaştıran, isyan ettiren hep bu büyük dediğimiz devletlerdi. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı bu büyük denilen devletlerin baskılarını ortadan kaldırmak ya da desteğini almak üzere ilan ediliyordu. Birilerine pozitif ayırımcılık yapılıyordu. Her ayırımcılık aslında Osmanlı Devleti’nin bağrına hançer saplıyor ve halkı birbirine düşürüyordu.
Ülkemiz faşist bir devlet mi? Yoksa demokratik bir devlet mi? Türk tarihini bilenler bilirlerki hiçbir dönemde herhangi bir ırkı yok etmek üzerine bir plan yapılmamıştır.Türk tarihinde böyle bir olaya rastlanmamıştır.Rahmetli Şehid Lider Muhsin YAZICIOĞLU’nun sürekli gündeme getirdiği “hepimiz aynı kilimin desenleriyiz” anlayışıyla hareket edilmiştir. En yakın olarak Osmanlı Devleti’ne baktığınızda, kimler tarafından yönetildiği incelendiğinde bu durum açıkça görülür.Devlet milletini korurken millet de devletini sahip çıkar. Kilimde desen olmaya razı olmayanlar fitne ve fesat çıkmasına neden olmaktadırlar.Ben desen olarak tamamlayıcı olmak istiyorum. Bu ülkede yaşayan herkesin de bu anlayışta olmasını arzuluyorum.
İktidar dahil herkes şunu söylüyor: Tek bayrak, dek devlet tek millet. Sıkıntı bunun neresinde? Türkiye’de yaşayanlara “Türk Milleti” denir. Bundan gocunmak, kaçınmak kimseye bir yarar sağlamayacaktır. Bu bir markadır. Tarihte bunun ispatı yapılmıştır. Zalime korku mazluma umut olmuştur. Malazgirt’te Alparslan olmuş, İstanbulda Fatih olmuştur. Türk sadece bir ırk olarak anlaşılmamalı. Böyle anlaşılacak olursa fitne tohumları ekilmiş olur. Tefrikanın girdiği bir millet çok kısa zamanda darmadağın olur. Aynı ülkeyi paylaşan insanlar birbirine düşman olur. Kim kazanır? Ülkemizin kazanmayacağı kesin.
Bırakın kendi özelini herkes istediği gibi yaşasın. Ama hepimiz Türk Milletinde kendimize yer bulalım. Bunu kendimizi inkar etmeden, kendimizi reddetmeden yapalım. Fitne oyunu sadece bugün ortaya konmuş ve oynanmış değil.Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi biz bu resmi daha öncede gördük. Türk milleti birlik içinde olmayınca dik duramaz.Dik duramadığı zamanda etkin bir politika uygulayamaz. Dünya adaletten, barıştan uzak olur.
Son söz; Açılım türküsü Karadenizli’nin Türküsüne benzerse vay halimize…
Allah’a emanet olun. |