
ÜÇ TUĞ VE HİLÂL
Hilâlin içindeki üç tuğ devlet, millet ve hakimiyeti temsil eder.
DEVLET Devlet birliğin, beraberliğin, gücün ve otoritenin adıdır. Devletsiz bir toplulukların hayat hakkı bulunmayacağı gibi, ömürleri de hep kısa olmuştur. Türk milleti, tarih boyunca pek çok güçlü devlet kurmuş ve tarihe yön verebilmiştir. Ama asıl önemli olan devletin niteliği ve niceliğidir. Alperen Ocakları’nın devlet anlayışı ”millet için devlet” anlayışıyla izah edilebilir. Devlet millet için vardır. Milletin mutluluğu, huzuru, namusu, onuru için vardır. Eğer devlet bu aşamada başarısız olmuş, çatısı olduğu topluluğun huzurunu sağlayamamış, onurunu zedelemiş veya zedelenmesine engel olamamış ise, devlet olma niteliğini de kaybetmiş demektir. Bir diğer husus ise devlet, sistem ve millet ilişkisidir. Devlet sistemle milletin arasında, sistemin kalkanı olma durumunda değil, milletin önünde engel olan sistemin başında balyoz olmalıdır. Millete rağmen sistemin bekâsını sağlanmaya çalışan devlet, o milletin devleti değil, ancak ve ancak o milletin sırtındaki kambur olabilir. Bu anlamdaki devlet, işgalci mantığıyla idare ediliyor demektir. Devlet, milleti için varolma aşamasına ulaşana kadar üç tuğun biri bu mücadelemize işaret edecektir.
MİLLET Millet hayatın gerçeğidir. Kavim kâvim yaratılış hakikatini unutmadan hareket ederek, milletin bekâsına hizmet etmek, Alperen Ocakları’nın diğer hedefi olacaktır. İlahî ölçüleri kabullenişle, millet sevgisini yaşatmak boynumuzun borcu olacaktır. Bu millet İslâm’ın sancağını altı yüzyıl sallandıran bir millet olmanın şerefini her zaman taşıyacak ve bütün İslâm âleminin dirilişini gerçekleştirmek için mücadelesini sürdürecektir. “İslâm’ın birlik sancağı Anadolu’da düştü ve Anadolu’da kalkacaktır.”
Aynı zamanda millet Devlet içerisinde yaşayan unsurların tümüne verilen addır. Dil, din,ortak tarih şuuru,kültür milleti oluşturan ana öğelerdir. Alperen Ocakları’nın millet anlayışı farklı unsurların bir arada yaşamasını zenginlik telakki eder. Dokuz asır İslamiyet’e sancaktarlık ve hizmetkârlık yapmış olmamız milletimizle övünebilmemizin tek dayanak noktasıdır. Ayet-i kerimede buyrulan ‘Ben sizi kavim kavim yarattım ki tanışıp anlaşasınız diye’ düsturu millet anlayışımızın ana felsefesini oluşturur. Farklı kavimlerden olmayı millet içerisinde ayrılık gerekçesi gösteren unsurları Alperen Ocakları kabullenemez.
HAKİMİYET Hakimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır. Allah (C.C.) güç olarak bütün güç ve otoritelerin üzerindedir. Allah’ın hükmü hakim olana kadar zalimlerle mücadele etmek şuurunu yitirmeden hareket etmek, Nizam-ı Âlem mensuplarının en büyük amacı ve hedefidir. ”Kafirler istemese de, Allah (C.C.) nurunu tamamlayacaktır.” Ayet-i Kerimesi de bu mücadelenin mutlak zaferine işaret olarak, umudumuzun kaynağıdır.
HİLAL Hilâl asırlardır küfrün karşısında imanın, haçın karşısında İslâm’ın işareti olmuştur. Her şeyin temeli olan Kur’an’a tabi olanların sancağıdır.
Hilâlin Müslümanlarca sembol kabul edildiğini biliyoruz. Ancak bunun sembolik değeri nereden gelmektedir? Dolunay, (Bedir) ayın 14. gecesindeki haliyle daha parlak olduğu halde, niçin en az ışık verdiği yay şeklindeki zayıf şekli sembol seçilmiştir? Hilâl eğer haçta olduğu gibi doğrudan doğruya şekilden alınan bir sembol olsaydı, ayın 14. gecesindeki en parlak haliyle dolunay şeklini sembol olarak kullanmak daha uygun olurdu. Oysa Hilâl, şekli dolayısıyla değil, ismi dolayısıyla sembol olmuştur. Bunun anlamı da Allah’ın isminden alınmıştır. Bilindiği gibi hilâl kelimesinin Arapça aslında bir ”he”, bir ”lam”, bir ”elif” ve yine bir ”lam” harfi bulunmaktadır. Yani bir ”he”, bir ”elif”, iki tene ”lam” bulunmaktadır. Bu harflerin ebced hesabıyla rakam değeri ise; ”He” 5, ”Lam” 30, ”Elif” 1, ikinci ”Lam” 30’dur. Toplam 66’dır. Allah kelimesi de yine bir ”Elif”, iki ”lam” ve bir ”he” ile yazılmaktadır. Bu harflerin de yine değeri 66’dır. Her iki kelimeyi meydana getiren harfler değişmediği için bunların rakam olarak değeri değişmez. Harfler her iki kelimede de aynıdır, sadece yerleri farklıdır. Yani biz Hilâl yazarken Allah isminin harflerini kullanıyoruz. Madem ki, her iki kelimeyi meydana getiren harflerin kendilerinde ve rakam olarak değerlerinde bir değişiklik yoktur, öyleyse bu kelimeyi bilhassa sembolik olarak birbirinin yerine kullanmak mümkündür. O halde bayrak üzerine Allah yazacak yerde aynı ismin eşdeğerlisi olan Hilâl’i koymak hem daha anlamlı, hem de inancımıza daha uygundur. Çünkü, inancımıza göre, ”Allah’ı sembol olarak bile ifade etmek mümkün değildir. Aksi halde putperestlerin düştüğü hatayı tekrarlamış oluruz. Oysa İslâmiyet putperestliğin her çeşidini yıkmak üzere gelmiş bir dindir. Allah’ın birliği (Tevhîd) inancı ”Lailahe illallah” formülü ile ifade edilen manası, böylece hilâl şeklinin içinde sembol olarak kullanılmıştır.
İşte Alperen Ocakları, ”devlet, millet, hakimiyet” anlayışını İslâm’ın hilâliyle çerçeveleyerek kendisini ifadelendirmiştir.
|